ÇOCUKLARIN CİNSEL GELİŞİMİ
Çocukların cinsel gelişim sürecinde aileler birçok zaman ne yapacaklarını bilemez, kimi zaman da paniğe kapılır. Oysa bu hassas konuda ailelere düşen en önemli görev, farklı dönemlere ayrılan cinsel gelişim süreci hakkında doğru bilgilenmek ve sakin olmaktır.
Hepimiz cinsel kimliğimizle birlikte doğuyoruz. Hepimizin cinsel dürtüleri var ve bu dürtüler yaşam boyu devam ediyor. Ancak cinselliğin temellerinin ne zaman atıldığına bakıldığında çocukluğa kadar inmek gerekiyor. Doğumla başlayıp, ergenlik dönemi ile tamamlanan bu süreç içerisinde ebeveynlerin bilgilendirmeleri ve yaklaşımları kuşkusuz çok önemli. Peki çocukların hangi yaş dönemlerindeki hangi davranışlarına karşın nasıl bir tutum takınmak gerekiyor? Pek çok kişinin korku, tedirginlik ve kararsızlıklarının temelinde aslında bu konuyla ilgili bilgisizlik yatıyor.
Asıl cinsel gelişimin 2,5-6 yaş arası okul öncesi dönemde gerçekleştiğini unutmamak gerekiyor. Erkek ve kız çocuklarda merakla birlikte sorgulamaların da gözlendiği bu dönem çocuğun bütün bir yaşamı için büyük önem taşımakta. Örneğin kızlar neden kendilerinde penis, çocukların söylemiyle "pipi"sinin olmadığını annelerine sormaya bu dönemde başlar. Cinselliği yavaş yavaş keşfetme çabası içinde olan çocuklar birbirlerinin cinsel organlarını merak eder ve bakma, inceleme gereği duyarlar. Cinsellikle ilgili düşünsel içerik neredeyse tümüyle bu dönemde oluşur.
Aynı dönemde anne ve babaya ilgi de belirgin hale gelmekte, kız çocuğu babaya yakınlaşıp anneyi kendine rakip olarak görürken erkek çocuk da tam tersine anneye yakınlaşır ve babayı rakip olarak görmeye başlar. Çocuklar bu dönemde anne ve babalarına "benimle evlenir misin" sorusunu çok sık yöneltirler. Aslında cinselliğin de en rahat ve açık yaşandığı dönem 3-6 yaş aralığıdır. Bu dönemde merak edilen her konuda rahatlıkla sorular sorulabilmektedir.
Unutmamak gerekir ki bu dönemi hemen her çocuk yaşamaktadır. Yaşamayanlar yalnızca bu konuda sürekli bastırılan çocuklardır.
Aileleri en fazla korkutan konulardan biri de mastürbasyondur. Aslında 6 yaşına kadar mastürbasyon davranışlarını normal karşılamak gerekmektedir. Bunlar ancak sosyal ortamlarda da yapılmaya devam edildiği zaman endişe verici olabilir. Çocuk kendi odasında ya da yatağında mastürbasyon yapabilir. Bunu herhangi bir yerden ya da televizyondan öğrenmesi gerekmiyor, üstelik tam da tersine tümüyle kendi kendine keşfetmektedir.
Sonuç olarak 3-6 yaş dönemi cinsel dürtüler ve merakta artış yaşanır, çocuk kendini ve karşı cinsi keşfetmeye başlar. Dolayısıyla bu dönemde mastürbasyon ve cinsel içerikli sorular da yoğunlaşır. Ailelerin bu dönemde şunlara dikkat etmesi gerekmektedir:
"Diyelim ki erkek çocuk kız gibi davranış gösteriyorsa, örneğin otomobillere değil de bebeklere ilgi gösteriyorsa, erkek yaşıtlarına daha az yaklaşıyorsa ve annesine daha yakın duruyorsa… Kızlar da kız arkadaşları yerine erkeklere daha yakın duruyor, erkek aktivitelerine yakın duruyorsa, cinsel özdeşim açısından bir anormallik söz konusudur ve dikkat edilmesi gerekir. Çünkü cinsel özdeşim problemi olan çocukların bir kısmı ailenin güdülemesiyle ortaya çıkar. Örneğin aile kızlarının erkek olmasını çok arzulamıştır ve bu nedenle ona erkek oyuncakları alır. Çocuğun erkeksi davranışları pekiştirilir hatta, erkeklerin daha yaygın olarak yöneldiği spor alanlarına yönlendirilir. Ailenin davranış şekillerine bakıldığında bu fark edilebilir. Ama bir kısım çocukta ise hiçbir şey görülemez. İşte bu grupta olan çocuklar cinsel özdeşim probleminin kalıcı olabileceğine dair işaret verir."

Erotizmin çekirdeklerinin atıldığı bu dönemde ailelerin öncelikle çocuklarıyla fiziksel mesafelerini korumaları gerekmektedir. Bu ne demek? Özellikle 3 yaşından itibaren ebeveynler ve çocukları aynı odada ve aynı yatakta uyumamaya özen göstermeleri önemlidir. Bunu iki farklı açıdan ele alabiliriz: Birinci nokta çocuğun bağımsızlığının desteklenmesi konusudur. Çünkü bu dönemde çocuk hem birey hem de karşı cins birey olma çabası içerisindedir. Anne ve babanın yanında yatma isteği çocukların kafasındaki karmaşayı artırabilir. Çocuk bu dönemi tamamlarken anne ve babasıyla evlenemeyeceğini anlar. Ama diğer türlü çocuk 6 yaşına geldiğinde hala anne veya babasıyla yatıyorsa kafası karışır. Anne ve babayla birlikte yatmak ödipal dönem olarak tanımlanan bu dönemin çatışmasının uzamasına neden olmaktadır. Aynı dönemde çocuklarla banyoya çıplak girmek de başka bir sakıncalı durumdur. Çünkü çocuklar bu dönemde erojen dürtülere açık olduğundan ebeveynlerin çocuklarıyla banyodayken giyinik olmaya özen göstermeleri gerekmektedir. Çocukların cinsellikle ilgili davranışlarından hangileri normal olarak algılanmalı? Bu konu belki ki de ailelerin en merak ettiği en temel noktaların başında yer almaktadır. Örneğin, çocukların anne veya babasına "seninle evlenmek istiyorum" demesi çok normal ama çocuklara bu konuda doğruyu söylemek gerekiyor. Anne ve baba realiteyi temsil ettiği için gereksiz ve yanlış yanıtlar yerine çocuğu incitmeden mantıklı yanıtlar vermek karmaşayı atlatmalarında önemli bir etkiye sahiptir.
Bir başka önemli ayrıntı ise anne ve babanın çocuklara hitap şeklidir. Anne ve babalar hiçbir zaman çocuklarına eşlerine olduğu –sevgilim, aşkım- gibi ifadelerle hitap etmemeye çalışmalıdır. . Çocuğun içinde bulunduğu 0-5 yaş dönemi kişiliğin temellerinin atıldığı dönem. 0-1 yaş dönemi daha çok bağımlılığın olduğu dönemdir. Eğer bu dönemde karmaşa olursa bağımlılık artabilir. 3 yaşından sonra ise, "ben, erkek veya kadın birey olarak yaşayacağım"ın temelleri atılır. Dolayısıyla bu dönemde çocukları mümkün olduğunca realiteye yaklaştırmak gerekir. Ama bunu çocuğu kırmadan ve destekleyerek yapmak çok önemlidir.
Bu dönemde çocukların onlara göre "sevgilisi" olabilir ki bu da çok normal ve üstelik olumlu bir yaşantıdır. Bu sevgili sayesinde artık çocuk anne ve babasına olan bağımlılığından da kurtulmuş olur. Başka bir ifadeyle cinsel aktarım anne ve babadan farklı bir yöne kaymış olur. Bu durum aynı zamanda çocuk için karmaşanın çözümlenmeye başladığı anlamına da gelir. Anne ve babaların bu durumun üzerine gitmesi, aile tarafından majör bir konu olarak sunulması ve sürekli sorular sorarak çocuğun bu konuda rahatsız edilmesi de doğru değildir. Çocuk kendi haline bırakılmalı ve istediği zaman anlattığında ise can kulağıyla dinlenmelidir.